Giyim ve aksesuarda ‘paralel ithalat’a karşı savaş kızıştı

Özge YAVUZ / İŞİN İÇİNDEN

Diğer yandan Avrupa’nın ‘yatık mal’ denilen, yani kullanılmamış olmasına rağmen zamanla dayanıklılığını yitirmiş giyim ve aksesuar ürünleri, paralel ithalatçılar tarafından ülkeye sokularak, daha uygun fiyatla sanki sezon ürünüymüş gibi pazara sunuluyor. Türkiye’deki yabancı markaların başı bu sorunlarla dertte ve bu sorun giderek büyüyor. Yüzlerce şubesi olan bazı hızlı tüketim ürünleri mağazaları bile zaman zaman dünyaca ünlü markaların bu düşük kaliteli ürünlerini uygun fiyata satabiliyor. Türkiye’de paralel ithalatın önüne geçecek bir yasa yok ama yabancı markaların pazardaki haksız rekabetin artmasından dolayı şikayeti çok. Kulağıma gelen bir duyuma göre, geçtiğimiz günlerde hızlı tüketim malları satan bir mağaza, manav reyonunun yanına dünyaca ünlü bir markanın ürünlerini koymuş. Söz konusu yabancı marka ise konuyu mahkemeye taşımış. Firmanın gerekçesi şu; bu marka için milyonlarca lira reklam, tanıtım bütçesi ayırmasına rağmen, paralel ithalat yoluyla gelen bu mallar, düşük kalitesi ve sergilenme şekliyle, markanın imajına zarar veriyor. Pazarda, ‘Dünyaca ünlü marka, market rafına düşmüş’ algısı yaratılıyor. Bu da haksız bir rekabete yol açıyor.

3 temel sorun var

Yabancı markaların Türkiye’de yaşadığı üç temel sorun var. Taklit mallar, yurt dışındaki e-ticaret sitelerinden düşük gümrük vergisi ödenerek alınan ürünlerin Türkiye’deki e-ticaret siteleri üzerinden daha ucuza satılması ve paralel ithalat. Tescilli Markalar Derneği Başkanı İzzet Stamati, “Artık bazı market zincirlerinde Armani iç giyim ürünleri bile satılır oldu. Paralel ithalat konusu vahim bir şekilde artıyor” diyor. AVM’lerde mağazaları olan, milyonlarca lira vergi ödeyen, istihdam yaratan yabancı markaların birçok alanda rekabette zorlandığını dile getiren Stamati şunları anlatıyor: “Paralel ithalatçılar, yurt dışından daha düşük fiyata ürün aldıkları için daha az vergi veriyorlar. Kalitesiz ürünleri, orijinal ürün kalitesindeymiş gibi gösterip, tüketiciyi aldatıyorlar. Bu ürünlerin marketlerde satılması bizi rahatsız ediyor. Özellikle pazaryerlerinde buna çok sık rastlıyoruz. Bazen de tüketici, orijinal ürün aldığını zannediyor. Halbuki taklit ürün alıyor.”

‘Rekabete tamamen aykırı’

Kahveci Hukuk Bürosu’nun sahibi Avukat Vehbi Kahveci, marka hakları konusunda uzmanlaşan bir isim. Yıllardır marka davalarıyla ilgileniyor. Son dönemde paralel ithalatın e-ticaretin devreye girmesiyle birlikte daha tehlikeli bir hal aldığını açıklayan Kahveci, “Yabancı markalı ürünler, internet üzerinden pazara daha ucuza geliyor. Markalar boşuna mağaza açıyor resmen… Çünkü markalar, mağaza kirası ödüyor, eleman çalıştırıyor, vergi veriyor. Ama internet üzerinden sipariş verenler düşük bir gümrük vergisi ödeyerek ürünü Türkiye’ye sokabiliyor. Bunları da internet üzerinden satarak, buradaki distribütörleri, mağazaları mahvediyorlar” diyor. Bu, paralel ithalatın e-ticaret versiyonu. Bir de yatık mal meselesi var. Kahveci, onu da şöyle açıklıyor: “Dünyada şöyle bir çark var; dünyanın herhangi bir yerinde, bir markanın bozulmuş, stok haline dönmüş mallarını belli merkezler topluyor. O merkezler üzerinden de ithalat yapılıyor. Gelen mallar orijinal olmasına rağmen yatık mallar olduğu için aslında Avrupa’nın çöpü. O çöpü orası sanki orijinal malmış gibi satışa sunuyor. Bizim paralel ithalatçılar da Avrupa’nın çöpünü burada satmak üzere haksız rekabet oluşturuyorlar. Şu anda bu davalar çok arttı.”

Tüketicinin uyanık olması şart

Paralel ithalat yoluyla getirilen düşük kaliteli ürünler ve elbette taklit ürünler, tüketici haklarını da hiçe sayıyor. Bilindiği gibi, markaların yetkili satıcılarından ürünler alındığında, belirli süreler içerisinde garanti kapsamına giriyor, ürünün kusurlu olması halinde yenisiyle değişimi sağlanıyor. Ancak sahte ya da yetkili distribütör dışında yapılan alışverişlerde herhangi bir garanti devreye girmiyor. Burada tüketicilerin bilinçli olması gerekiyor. Uzmanlara göre, özellikle e-ticaret sitelerinden bir ürün satın alırken dikkatli davranılması şart. E-ticaret sitesi iyice araştırılmalı. Ürünlerin Türkiye’de servisleri olup olmadığına bakılmalı. Daha sonra tüketici sitelerinden bu e-ticaret sitesiyle ilgili şikayet olup olmadığı kontrol edilmeli. Ürünlerin marka bilgileri, Türkiye resmi dağıtıcıları incelenmeli.

Related Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.