Bekir Pakdemirli: Yer altı barajını 2023’e kadar 150’ye çıkarmayı hedefliyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çevrim içi düzenlenen 7’nci Sürdürülebilir Gıda Zirvesi ve Dünya Gıda Günü Buluşması’na katıldı. Bakan Pakdemirli, tüm dünyanın sorunu haline gelen kuraklık ve iklim değişikliği gibi nedenlere bağlı olarak suya verilen önemin de artmasıyla, Türkiye’nin gerekli adımları sağladığına dikkat çekti. Küçük ölçekli su ihtiyaçlarının karşılanmasına büyük katkı sağlayan yer altı barajlarını Türkiye’nin birçok noktasına yapacaklarını belirten Bakan Pakdemirli, hedef açıkladı. Yer altı barajı sayısının 2023’e kadar 150’ye ulaşacağını bildiren Bakan Pakdemirli, “Su tasarrufu sağlayan yer altı barajlarımız sayısını 2023’e kadar 150’ye ulaştırmayı hedefliyoruz. Şu anda 43’ü bitti. İnşallah yıl sonunda bu sayı 50’yi bulacak.” dedi. Bekir Pakdemirli: Yer altı barajını 2023 e kadar 150 ye çıkarmayı hedefliyoruz #1 İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek sektörlerin başında tarım ve gıdanın geldiğine dikkati çeken Pakdemirli, iklim değişikliğinin etkisiyle, 2050’ye kadar tarımsal verimde yüzde 10-25 düşüş beklendiğini söyledi. Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nın tarafı olduğuna işaret eden Pakdemirli, şöyle devam etti: “İnşallah önümüzdeki dönem, ‘Yeşil Kalkınma Devrimi’ni gerçekleştirmede Türkiye öncü rolü üstelenecektir. Sürdürülebilir tarım uygulamalarının geliştirilmesi ve iklim değişikliği ile mücadele açısından, AB’nin ‘Avrupa için Yeşil Mutabakat’ kapsamında, sağlıklı ve çevre dostu bir gıda sistemi için çalışmalarımıza başladık. İklim değişikliğine yönelik daha geniş çaplı bir farkındalığın oluşmasını önemsiyoruz ve bu konuda her türlü çalışmaya ve desteğe de açık olduğumuzu özellikle vurgulamak istiyorum.” Pakdemirli, sağlanan destekler ve eğitim çalışmaları sonucunda, son 10 yılda, iyi tarım üretim alanının 42 kat artarak 2,6 milyon dekara, organik tarım üretim alanının da 2,5 kat artışla 3,9 milyon dekara çıktığını bildirdi. İyi tarım uygulamaları ve organik tarım faaliyetinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla çok sayıda projenin devam ettiğini dile getiren Pakdemirli, gıdaların yüzde 90’ının doğrudan ve dolaylı olarak topraktan üretildiğini belirtti. Tarımsal faaliyetlerde toprak ve su kaynaklarını kirletmeden efektif kullanmak gerektiğini kaydeden Pakdemirli, şu değerlendirmelerde bulundu: “Hayvansal ve tarımsal atıkların, enerji alanında modern biyokütle yöntemleriyle verimli olarak değerlendirilmesine yönelik çalışmalarımız giderek artıyor. Yine tarımsal kaynaklı kirliliğin tespiti ve nitrata hassas bölgelerin belirlenmesi amacıyla 4 bin 836 istasyonda izleme çalışmaları yapıyoruz. Bitkisel üretimde artış sağlamanın yollarından biri olarak toprak verimliliğinin artırılmasına önem veriyoruz. Çiftçimize toprak analizine dayalı gübre kullanım bilinci kazandırmak ve topraklarımızın verimliliğini sürdürülebilir kılmak amacıyla, 2005 yılında başlayan toprak analizi desteğini sürdürüyoruz.” Tarım topraklarının korunması ve uygun planlamaların yapılabilmesi için öncelikle bu toprakların özelliklerinin bilinmesi ve kalitesinin belirlenmesi gerektiğini belirten Pakdemirli, bu amaçla 50 bin toprak örneğinde “Türkiye Tarım Topraklarının Toprak Veri Tabanının Oluşturulması ve Haritalanması Ülkesel Projesi”nin yürütüldüğünü aktardı. Pakdemirli, üretimin ve üreticinin yanında olduklarına dikkati çekerek, tarımsal desteklerin artarak devam ettiğini ifade etti. Ülkede 145 firma tarafından, 211 noktada, toplam 8 milyon ton depo kapasitesiyle lisanslı depoculuk faaliyetlerinin yürütüldüğüne işaret eden Pakdemirli, lisanslı depoculuğa yapılan toplam desteğin yaklaşık 440 milyon lira olduğunu anlattı. Pakdemirli, “Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık” sloganıyla yola çıkarak ülke genelinde büyük bir tasarruf kampanyası başlattıklarını anımsatarak, şunları kaydetti: “Söz Ver Rekor Gelsin! hareketiyle 790 bin kişi, gıdasını israf etmeyeceğine dair söz verdi ve çevresel sürdürülebilirlik konusunda dünyada en çok söz verilen kampanya alanında Guiness dünya rekorunu kırdık. Kampanyayla bireysel israfı azaltarak 664 milyon liralık tasarruf sağladık. Son tüketim tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi kavramlarına yönelik farkındalığı yüzde 20 oranında artırdık.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir