Deri Sektöründe Alarm Zilleri! İhracatçılar enflasyonla doğru orantılı kur istiyor…

“`html

Ekonomi

Deri Sektöründe Ciddi Sorunlar Var! İhracatçılar Kurda İstikrar Talep Ediyor…

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, Nisan ayında yapılacak genel kurul öncesinde, 2018–2025 dönemini analiz ederek sektörün geleceğine yönelik stratejilerini belirledi…

  • 22 Ocak 2026

Deri Sektöründe Ciddi Sorunlar Var! İhracatçılar Kurda İstikrar Talep Ediyor…

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2018–2025 raporu; ihracat fiyatlarındaki değişim, enflasyon baskıları, artan maliyetler ve küresel rekabetin etkilerini detaylandırdı.

Birlik Başkanı Erkan Zandar, ayakkabı sektöründeki gelişmelere dair şu verileri paylaştı:

“2018 yılında 64 milyon dolar olan ayakkabı ihracatı, 2020 yılına kadar 112 milyon dolara yükseldi. Ancak 2024-2025 döneminde bu rakam 91 milyon dolara düştü. 2018’de 336 olan ihracatçı sayımız, 2022 itibarıyla 456’ya ulaştı. Bu süreçte yaklaşık 100 yeni firmanın birliğimize dahil olması sağlandı. Özellikle İtalya’da gerçekleştirilen Expo Riva Schuh Fuarı, bu artışta önemli rol oynadı. Geçen hafta düzenlenen fuar, katılımcılar açısından oldukça verimli geçti.”

Deri sektörü, enflasyon ile uyumlu bir döviz kuru istiyor

Erkan Zandar, “İhracat kilogram fiyatları artmış olmasına karşın, hammadde fiyatlarında düşüş yaşandı. Döviz kurlarının enflasyon artışlarından geri kalması, uluslararası pazarlarda fiyat belirlemede zorluk yaşıyoruz. Türkiye’deki üretim maliyetlerinin büyük bir kısmı, enflasyona bağlı işçilik ve genel üretim maliyetlerinden oluşuyor. 2018’de ayakkabının kilogram başına ortalama ihraç fiyatı 27,5 dolar iken, 2021-2022 döneminde bu miktar 20 dolara geriledi. Kur artışı, başlangıçta iç maliyetleri dengelemiştir. Ancak 2023 itibarıyla kur ile enflasyon arasındaki ilişki zayıfladı. Biz, 21 dolarlık bir ortalamada yüksek satış yapabiliyorduk; zira bu, maliyet artışlarını karşılamaktaydı. Şu an 4 dolarlık bir fark bile sektörde büyük değişikliklere yol açmakta. İhracatçıların en önemli talebi, enflasyonla doğru orantılı ve öngörülebilir bir döviz kuru politikasının benimsenmesidir. Bugün fiyat konusunda pahalı bir ülke konumundayız.” dedi.

Saraciye ve deri konfeksiyonunda değer artışı sağlanmalı

Zandar, saraciye sektörünün yüksek katma değer barındırdığına ilerleyerek, “Kilogram fiyatı 21 dolardan 18 dolara gerilemiş olmasına rağmen, ihracatta önemli kayıplar yaşanmamıştır. Ancak Türkiye’de yüksek kapasiteye sahip firma sayısı sınırlı. Saraciye alanında 250 bin doların üzerinde ihracat yapan yalnızca 7 firma bulunuyor. Bu nedenle güçlü firmaların sayısını artırmalıyız. Deri konfeksiyonunda ise üretim sürecinde zorluklar yaşanıyor. Katma değer sağlamak zor; nitelikli iş gücü bulmak ve üretim maliyetlerini düşürmek her geçen gün zorlaşmakta.” şeklinde bilgi verdi.

Ham deri ve kürk ihracatında kilogram fiyatları 8 dolardan 5 dolara düştü; bu düşüşün temel nedeni dünya çapında deri fiyatlarında yaşanan azalmadır.

Sektörde büyük bir konsolidasyon süreci başlıyor

Başkan Zandar, önümüzdeki beş yıl içinde sektörde önemli bir konsolidasyon sürecinin yaşanacağını belirtti ve şunları ekledi: “Güçlü markalar hayatta kalırken, tüketiciye ulaşabilen ve maliyetlerini kontrol edebilen markalar devam edecek; diğerleri ya dönüşmek ya da piyasalardan çekilmek zorunda kalacak. Tüketim alışkanlıkları hızla değişiyor. Hibrit alışveriş biçimleri yaygınlaşıyor; yapay zeka ve otomasyon yatırımları ise sektörün geleceğini şekillendiriyor.”

Türkiye’nin avantajı butik ve katma değerli üretim

Zandar, Türkiye’nin Mısır gibi düşük maliyetli ülkelerle rekabet edebilmesinin en büyük nedeninin butik üretim yeteneği olduğunu vurguladı ve “Butik üretim, saraciye, deri konfeksiyon ve ayakkabıda tasarım gücümüzdeki zenginliktir. Ancak firmalarımızın altyapıları ve sertifikasyon süreçleri halen yetersizdir ve bu alanlarda ciddi bir çaba sarf etmemiz gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Uzak Doğu rekabet gücümüzü etkiliyor

Başkan Zandar, “Hammadde maliyetleri, özellikle Uzak Doğu’dan gelen girdi fiyatları karşısında rekabet gücümüzü azaltıyor. Çin’den alınan hammaddelerde ciddi bir fiyat rekabeti mevcut. Bu durum, üretim maliyetlerini artırırken, diğer taraftan da lojistik maliyetleri ihracatçıyı sıkıntıya sokuyor. Bugün fiyat rekabetinde geri kalıyoruz. Üretim yapmak sadece yeterli değil; aynı zamanda etkili bir tanıtım ve PR stratejisi geliştirmemiz şart. Türk deri ve moda ürünlerinin uluslararası arenada doğru bir şekilde tanıtılması büyük önem taşıyor.” dedi.

Hammaddeye ulaşım sektördeki en büyük sorun

Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Halil Gündoğdu, “Sahada yaşanan en büyük sorun olan hammadde ve ara maddeye erişimin zorlaştığını dile getiriyorum. İhracatçılar olarak yıllarca Avrupa pazarında ‘kaliteli üretim ve uygun fiyat’ ile ayakta kaldık. Ancak artık bu avantajı yitirme riskiyle karşı karşıyayız. Türkiye’de üretilmeyen ara maddelere uygulanan yüksek gümrük vergileri ve koruyucu önlemler, sektörümüze olumsuz etki ediyor. Yerli üretim için geliri artırabilecekken, ihracatçıların global düzeyde rekabet etmesine engel oluyor.” dedi.

Hem maliyet hem de kalite dezavantajı

Gündoğdu, Avrupa’daki rakiplerinin aynı hammadde için gümrüksüz alım yapabilirken; Türkiye’nin gümrük duvarlarına çarptığını vurguladı.

“Bu durum hem maliyetimizi artırıyor hem de kaliteli hammaddeye erişemediğimiz için ürün kalitemizi olumsuz etkiliyor. Eğer bir ürün Türkiye’de üretilmiyorsa, ihracatçının bunu dünya fiyatlarından alabilmelidir. Bu görüşü Bakanlık ile sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

Finansmana erişim talepleri

Bakanlık ile yapılan görüşmelerde ihracatçıların finansmana erişiminde iki talep öne çıkıyor; Halil Gündoğdu, “Birincisi, fuar katılımlarında firmalarımıza ön finansman sağlanması, ikincisi ise hak edilen devlet teşviklerinin ödeme sürelerinin 1 aya indirilmesidir. İhracatçıların paralarını uzun süre beklememesi ve hemen üretime ve yeni pazarlara dönüş yapabilmesi oldukça önemli.” diye belirtti.

ABD pazarında hedefimiz %1 pay almak

Gündoğdu, “ABD pazarında artık düşündüğümüzden daha hızlı adımlar atmalıyız. Rakamlar net; ABD’nin deri ithalatında Türkiye’nin payı sadece %0,26, Ege Bölgesi olarak bu rakam %0,029. Hedefimiz bu rakamı %1’e çıkarmak. Bu durumu değiştirmek bizim sorumluluğumuz.” dedi.

İzmir’de Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı

Halil Gündoğdu, “Sektörümüz için İzmir’de bir Deri Mamulleri Organize Sanayi Bölgesi eksikliği bulunmaktadır. Türkiye’nin 3. büyük ili olan İzmir’de bu gereksinim giderek daha fazla hissedilmektedir. Deri sektörünün dağınık yapısı, yerel ekonomiyi olumsuz yönde etkiliyor. Sektörün birleşik hareket etmesi, nitelikli iş gücünü artıracak ve istihdam yaratacaktır.” dedi.

İhracatın sadece 40 aktif firma tarafından gerçekleştirildiğini belirten Gündoğdu, “Bu sürdürülebilir bir model değil. Sektörün bir arada toplanması ve güçlenmesi, daha fazla firmanın oyuna katılmasını sağlayacaktır. İzmir Deri Ürünleri Organize Sanayi Bölgesi’nin kurulmasını hedefliyoruz.” diyerek başkan adaylığını da duyurdu.

“`